Türkiye kimya sektörü, küresel jeopolitik gerilimler, navlun dalgalanmaları ve finansman maliyetlerinin yarattığı baskılara rağmen 2026 yılının ilk 8 ayında büyümesini sürdürdü. İhracatını geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,6 artıran sektör, toplam dış satımını 21,7 milyar dolardan 22,8 milyar dolara yükseltti. Yılın ilk yarısında elde edilen 17,1 milyar dolarlık rakamla tüm zamanların en yüksek ilk 6 aylık verisine imza atılırken, temmuz ayındaki dönemsel yavaşlamanın ardından ağustos ayında 2,7 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşıldı.
İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, yıl sonu için belirlenen 35 milyar dolarlık ihracat hedefini koruduklarını belirterek ana pazar Avrupa’daki pazar payını muhafaza ederken ABD, Körfez ülkeleri, Latin Amerika ve Asya’da yayılma stratejisi izleyeceklerini açıkladı.
İlk 20 Pazarda %12,85 Büyüme: İspanya ve İtalya Zirvede
Sektörün en çok ihracat gerçekleştirdiği ilk 20 pazarda ortalama yüzde 12,85 oranında büyüme kaydedildi:
Zirvedeki Ülkeler: İspanya 1,27 milyar dolarla ilk sırada yer alırken, İtalya 1,26 milyar dolarla ikinci, ABD 1,04 milyar dolarla üçüncü, Almanya ise 966 milyon dolarla dördüncü sırada konumlandı.
Hızlı Yükselen Pazarlar: İspanya’ya ihracat yüzde 47 artarken Malta’da yüzde 163, Fas’ta yüzde 129, Gürcistan’da yaklaşık yüzde 60 ve ABD’de yaklaşık yüzde 34 artış yaşandı.
Düşüş Yaşanan Ülkeler: Romanya pazarında yüzde 29, Hollanda’da yüzde 25 oranında gerileme görülürken; Fransa, Rusya ve Ukrayna’da daha sınırlı düşüşler izlendi.
Finansman Şartları, Döviz/Maliyet Dengesi ve Küresel Rekabet
Sektörün yüksek işletme sermayesi ve hammadde ithalat döngüsüne dayandığını hatırlatan Aracı, yapısal sorunlara ve uluslararası rekabete ilişkin şu tespitlerde bulundu:
Finansman İhtiyacı: Yüksek finansman maliyetlerinin nakit akışının yanı sıra yeni kapasite, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarını kısıtladığını belirten Aracı; Eximbank ve reeskont kredilerinin vadelerinin kimya döngüsüne uyarlanması ve ihracat taahhütlü işletme sermayesi desteklerinin artırılması gerektiğini söyledi.
Maliyet/Kur Makası: İşçilik ve enerji maliyetlerindeki artışın döviz kuru hareketlerinin üzerinde kalmasının ihracatçı kâr marjlarını daralttığına dikkat çekildi.
Rakipler ve Fiyat Baskısı: Avrupa’da Çin kaynaklı kapasite fazlası ve ucuz ürün baskısı sürerken, petrokimyada enerji maliyeti avantajıyla Suudi Arabistan, pazar içi lojistiğiyle Polonya öne çıkıyor. Türkiye ise coğrafi yakınlık, esnek üretim kabiliyeti ve ürün çeşitliliğiyle ayrışıyor.
Irak ve Suriye'de 970 Milyon Doları Aşan Hacim: Üretim ve Yatırım Gündemde
Bölgesel imar hareketliliğinin sunduğu fırsatlara işaret eden İKMİB, 2026’nın ilk 8 ayında Irak’a 693,9 milyon dolar, Suriye’ye ise 280,4 milyon dolar kimya ihracatı gerçekleştirildiğini bildirdi. Suriye’nin altyapı ve kentsel dönüşümünde plastik, boya, yapı kimyasalları, izolasyon ve temizlik ürünlerinin temel girdi oluşturduğunu kaydeden Aracı; gümrük, enerji ve bankacılık altyapısının oturmasıyla Türk firmalarının bölgede yalnızca ihracatçı değil, doğrudan üretici ve yatırımcı olarak da yer alacağını ifade etti.
Yeşil Dönüşüm ve KOBİ’lere Destek
Avrupa pazarında REACH, CLP, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ve PPWR (Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü) gibi teknik regülasyonların ihracatın belirleyicisi haline geldiğini vurgulayan Aracı, test ve sertifikasyon maliyetlerinin KOBİ’ler üzerindeki yükünü hafifletmek adına İKMİB'in danışmanlık ve rehberlik faaliyetlerini hızlandırdığını bildirdi.

İKMİB Başkanı Vefa İbrahim Aracı’nın Açıklamaları
“Önümüzde çok önemli dört ay var. Küresel ticaretteki belirsizliklere, jeopolitik risklere ve üretim maliyetlerindeki baskıya rağmen sektörümüzün güçlü üretim altyapısına ve ihracat kabiliyetine güveniyoruz. Yılın son bölümünde mevcut pazarlarımızdaki payımızı artırmak, yeni pazarlarda daha güçlü bir varlık göstermek ve katma değerli ihracatı desteklemek için çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdüreceğiz.
Avrupa, kimya sektörümüzün ana pazarı olmayı sürdürecek. Ancak küresel ticaretteki değişim bize pazar çeşitliliğimizi daha da güçlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. İspanya ve Fas gibi pazarlarda elde ettiğimiz artışlar, doğru pazarlarda ciddi büyüme alanı bulunduğunu ortaya koyuyor. Avrupa’daki gücümüzü korurken ABD, Körfez, Latin Amerika ve Asya’da pazar çeşitliliğimizi artırmayı hedefliyoruz.
Bugün ertelenen bir yatırım, yarın ihracatta kaybedilen rekabet gücü anlamına gelebiliyor. Beklentimiz, finansmanın üretimi, ihracatı ve katma değerli yatırımı destekleyen bir yapıda daha güçlü şekilde devreye alınmasıdır.”