Dünyanın önde gelen lojistik şirketlerinden ve Formula 1®’in Resmi Lojistik Ortağı olan DHL Group, küresel motor sporları operasyonlarının karbonsuzlaştırılması hedefi doğrultusunda stratejik bir multimodal taşımacılık hamlesi gerçekleştirdi. Şampiyonanın katı zaman çizelgelerine tam uyum sağlanarak yürütülen pilot program kapsamında, yarış yükünün önemli bir kısmı karayolundan demiryoluna kaydırıldı. 02 Haziran 2026 tarihi itibarıyla operasyonel sonuçları paylaşılan bu yeşil lojistik hamlesi, geleceğin tedarik zinciri yönetiminde emisyon azaltım standartlarının nasıl şekilleneceğini rasyonel verilerle ortaya koyuyor.
2.000 Kilometrelik Aksta Yüksek Yoğunluklu Konteyner Operasyonu
Miami (Florida) ile Montreal (Kanada) arasındaki yaklaşık 2.000 kilometrelik lojistik koridorda yürütülen pilot uygulama, yüksek hassasiyetli planlama süreçleriyle devreye alındı. Operasyon kapsamında, 46 adet 40 fitlik "high-cube" ve 4 adet 20 fitlik konteyner olmak üzere toplam 50 konteyner dolusu kritik yarış ekipmanı demiryolu ağları üzerinden sorunsuz bir şekilde sevk edildi.
DHL'in bu özel etap için yönettiği ve geleneksel senaryoda tamamen karayoluyla taşınması öngörülen F1 yükünün yaklaşık %68'i demiryoluna aktarıldı. Transit sürelerin, elleçleme kalitesinin ve kargo bütünlüğünün anlık takibi amacıyla tüm konteyner altyapısı gelişmiş takip cihazları ve darbe sensörleriyle donatıldı. Toplanan telemetri verileri, operasyonel verimlilik kriterlerinin ve sürdürülebilirlik performansının analiz edilmesinde temel referans noktası olarak kayıtlara geçti.
Stratejik Ortaklık: 2030 ve 2050 Net Sıfır Emisyon Hedefleri
Bu stratejik deneme, DHL ile Formula 1® arasındaki 20 yılı aşkın köklü iş birliğine dayanıyor. Proje, Formula 1®’in 2030 yılına yönelik "Net Sıfır" vizyonu ile DHL Group'un 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu taahhüdünü doğrudan destekliyor.
DHL Global Forwarding Küresel Motor Sporları Lojistiği Başkanı Paul Fowler, entegre taşımacılık modelinin başarısını şu sözlerle değerlendirdi:
Demiryolunu yarıştan yarışa lojistik faaliyetlerimize dahil etmek, zamanın son derece kritik olduğu bir ortamda köklü taşımacılık modlarının sürdürülebilirliği desteklemek amacıyla yeni yöntemlerle nasıl uygulanabileceğini gösteriyor. Bu pilot projedeki tüm yüklerin başarıyla teslim edilmesi, demiryolunun Formula 1'in zorlu takvimini güvenilir bir şekilde desteklerken emisyonların düşürülmesine de katkı sağlayabileceğini kanıtlıyor. Bu durum, şampiyonanın çevre ayak izini azaltmak için yeni yaklaşımları ölçeklendirmeye zemin hazırlıyor.
Tedarik Zincirinde Çok Boyutlu Sürdürülebilirlik Çözümleri
Demiryolu pilot projesi, DHL'in Formula 1® takvimi genelinde uyguladığı geniş kapsamlı multimodal lojistik ağının en yeni halkası olarak konumlanıyor. Küresel operasyonlarda kullanılan diğer emisyon azaltıcı endüstriyel çözümler ise şunlardır:
Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF): Belirli hava kargo operasyonlarında "book-and-claim" (Rezerve Et ve Talep Et) mekanizmalarıyla kullanılan SAF, geleneksel jet yakıtına kıyasla sera gazı emisyonlarında %80'e varan azalma sağlıyor.
Biyoyakıt Filo Entegrasyonu: Avrupa karayolu ağında aktif olarak kullanılan 50'den fazla biyoyakıtlı kamyon, konvansiyonel dizel araçlara kıyasla CO2 emisyonunu ortalama %83 oranında düşürüyor.
Bölgeselleştirilmiş Rota Optimizasyonu: Taşıma mesafelerini azaltmak amacıyla yarış lojistiğinde coğrafi bölgeselleşme yaklaşımına dayalı gelişmiş rota planlama yazılımları kullanılıyor.
Performans sonuçlarına ve operasyonel fizibiliteye bağlı olarak iki kurum, 2027 sezonundan itibaren Kuzey Amerika genelinde demiryolu kargo hacmini ölçeklendirerek genişletmeyi hedefliyor.