ÇEVKO Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Belediyelerde Değerlendirilebilir Atıkların Kaynağında Ayrı Toplanması Çalışmaları” başlıklı araştırmada; İstanbul’dan Kadıköy, Ataşehir ve Pendik ile Antalya’dan Muratpaşa belediyelerinin uygulamaları incelendi. Çalışma, yerel yönetimlerin uzun yıllara dayanan deneyimlerini, uyguladıkları toplama yöntemlerini ve karşılaştıkları zorlukları ortaya koydu.
Kaynağında ayrı toplama çalışmaları Kadıköy’de 2000, Muratpaşa’da 2007, Ataşehir’de 2009 ve Pendik’te 2010 yılından bu yana aralıksız sürdürülüyor.
Dört Belediyede Uygulanan İşletme ve Toplama Yöntemleri
Araştırma, belediyelerin yerel koşullara göre farklı işletme, fakat benzer toplama modelleri uyguladığını gösterdi:
Pendik Belediyesi: Ambalaj atıkları belediye tarafından toplanıyor ve 2018'den bu yana Pendik Belediyesi Ambalaj Atığı Ayırma Tesisi’nde ayrılarak lisanslı geri dönüşüm tesislerine satılıyor. Toplam meskenlerin yaklaşık %20’sinde kaynağında ayrı toplama yapılıyor. Kapıdan kapıya poşetli toplama, cam kumbaraları, konteynerler, mobil atık getirme merkezleri, AVM ve okullar için dorseli toplama ile sabit personelli toplama yöntemleri uygulanıyor.
Kadıköy Belediyesi: Atıklar belediye tarafından toplanarak ayrılmak üzere lisanslı tesise satılıyor. Haftalık bazda 5.000’e yakın adresten kapıdan kapıya mavi poşetlerle, cadde ve sokaklardaki kumbaralardan ve mobil getirme istasyonlarından toplama yapılıyor.
Ataşehir Belediyesi: Toplama ve ayırma işlemleri sözleşmeli lisanslı tesisler eliyle yürütülüyor. Okul, AVM, süpermarket, konut ve kamu binalarındaki iç mekân kutuları, sokak kumbaraları ve 16 adet mobil atık getirme merkezi kullanılıyor.
Muratpaşa Belediyesi: Toplama ve ayırma faaliyetleri sözleşmeli lisanslı tesislerce gerçekleştiriliyor. Nüfusun yaklaşık %55’ini kapsayan sistemde; kapıdan kapıya toplama, konteynerler, kafesler, iç mekân kutuları, mobil merkezler ve akıllı geri dönüşüm otomatları kullanılıyor.

Belediyelerin Karşılaştığı Temel Zorluklar
Araştırmaya katılan belediyelerin paylaştığı ortak zorluklar şunlardır:
Yüksek Toplama Maliyetleri: Araç, yakıt, personel, kumbara ve poşet maliyetleri ile atık satış bedelleri arasındaki fark nedeniyle ciddi zararlar oluştuğu, ilçe belediyelerine sağlanan finansal destek eksikliğinin yönetimi zorlaştırdığı belirtiliyor.
Kayıt Dışı Toplayıcıların Zararları: Kumbaraların ve mobil merkezlerin kapak/kapılarının parçalanması, atıkların çalınması gibi eylemler bakım-onarım maliyetlerini artırırken sistem verimini düşürüyor.
Yurttaş Katılımı Eksikliği: Atıkların ev ve işletmelerde hiç ayrılmaması veya yanlış ayrılması verimsizliğe yol açıyor.
Sıfır Atık Belgeli Kurumların Sistem Dışına Çıkması: Bazı market, otel ve işletmelerin atıklarını belediye eşgüdümü dışındaki lisanslı tesislere doğrudan satması, belediye ile sözleşmeli firmaların motivasyonunu düşürüyor.
ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’in Değerlendirmeleri
ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
Araştırmamız, belediyelerin kaynağında ayrı toplama alanında yıllar içinde önemli bir uygulama birikimi oluşturduğunu gösteriyor. Bu birikimin korunması, güçlendirilmesi ve daha geniş ölçekte yaygınlaştırılması için yerel yönetimlerin tek başına bırakılmadığı; piyasaya sürenlerin, üreticilerin, satış noktalarının ve yurttaşların sorumluluk üstlendiği Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu temelli bir yapıya gereksinim var. Türkiye’nin gereksinim duyduğu yapı; belediyelerin başarılı uygulamalarını çoğaltan, ekonomik sürdürülebilirliği sağlayan, yurttaş katılımını artıran ve tüm paydaşların sorumluluk üstlendiği güçlü bir kaynağında ayrı toplama sistemidir. ÇEVKO Vakfı olarak Türkiye’de değerlendirilebilir atıkların belediyelerin eşgüdümünde, sürdürülebilir olarak, kaynağında ayrı toplanmasının çok önemli olduğunu düşünüyor; bunun için Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu’nun yaşama geçirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bu amaca ulaşmak için katkı sunmayı ve tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz.